From The President


“Geçmişle kıyas edilemeyecek bir kalkınma içindeyiz”

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet Bayramı’nın 102. yıldönümü münasebetiyle yaptığı konuşmada Türkiye’nin üzerinde yükseldiği değerleri açık seçik şekilde ortaya koydu. “Türkiye, kadim devlet geleneğimizin en son halkasıdır” diyen Cumhurbaşkanımız, Mehmed Akif ’in cümleleriyle vatanımızı işgal edenlerin bizden ne vilayet ne sancak istediklerini belirterek, korkunç emellerinin “doğrudan doğruya başımız, boynumuz, hayatımız, varlığımız, devletimiz, dinimiz, imanımız” olduğunun altını çizdi.

Gerçekten de biz Millî Mücadelemizi bu değerlerimizi korumak için gerçekleştirdik, emperyalistlerin munis görünen her sözlerinin ruhumuza ve özgürlüğümüze geçirilen zincir olduğunun farkındaydık. Sütçü İmamlar, Şahin Beyler, Karadeniz uşakları, Ege’nin efeleri, Anadolu’nun mümin ve muvahhid Türkleri bu bilinçle savaştılar. Bu yüzden biz inanıyoruz ki, “hakimiyet kayıtsız şartsız” cumhurdadır, çağrıldığı her an vatanı savunmak için canını feda eden halkımızdadır, milletimizdedir. Cumhuriyet, cumhurun yönetimini simgelediği için onların dediğinin gerçekleştiği bir dönemin başlangıcıdır.

Cumhuriyet, son 23 yıl boyunca siyaseten de iktisaden de en güçlü dönemini yaşayarak, gerçek anlamına kavuştu. Sloganlara ve salonlara hapsedilen bir Cumhuriyet anlayışı yerine halkın demokratik kazanımlarının arttığı, refahının yükseldiği, Anadolu’nun her köşesine emperyalist düşmanlar tarafından asla silinemeyecek Türk kalkınmasının simgesi eserlerin nakşedildiği Cumhuriyet anlayışı geliştirildi.

Böylece Türkiye ekonomik ve demokratik açıdan daha da güçlenerek, tarihî coğrafyasında ve tüm dünyada bir umudun adı oldu. Türkiye Yüzyılı, çeşitli maskeler altında engellenmeye, özgürlük adına küresel kötülük şebekelerine peşkeş çekilmeye çalışılsa da, hepsine tıpkı 102 sene önceki Milli Mücadele ruhuyla set çekildi.

Türkiye Kaan muharip uçağıyla, Gökbey’iyle, Atak helikopteriyle, Anka’sıyla, Altay Tankıyla, İHA ve SİHA’sıyla, TCG Anadolu gemisiyle, MİLGEM Projesiyle, çelik kubbesiyle karada, havada ve denizde özgürlüğünü teminat altına aldı. Dışa bağımlı bir savunma sanayiinden yüzde 80’den fazla yerlilik oranına ulaşan bir üretime geçtik.

Aynı şekilde ekonomimiz her türlü küresel kriz ve ulusal badireye rağmen dimdik ayakta duruyor ve her geçen gün daha da gelişiyor:

1923’te 3.756 km olan demiryolu ağımız bugün 15 bin kilometreye ulaştı. 1923’te 4.450 kilometresi toprak yol olmak üzere toplam 18.350 kilometre olan karayollarımızın uzunluğu bugün 68.617 kilometreye erişti. Bunun 28.068 kilometresi ise bölünmüş yol… 1923’te GSYH’mız 577 milyon dolar iken, 2024’te 1,32 trilyon dolara çıktı. 1923’te kişi başına düşen milli gelirimiz 45 dolarken, 2024 yılında 15 bin doları aştı. 1923 yılında 50,7 milyon dolar olan ihracatımız, 2024’te 262 milyar dolara ulaştı.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın riyaseti altında askeri ve ekonomik açıdan Büyük Hun Devletimiz ve Osmanlı İmparatorluğumuzun Fatih, Yavuz ve Kanuni dönemleriyle mukayese edilebilecek bir güce kavuştuk. 102 yıl önceki büyük askeri zaferimiz üzerine kurulan ve yeryüzündeki Türklerin ve mazlum milletlerin en büyük dayanağı ve güvenci olan Türkiye Cumhuriyeti, hedeflenen ekonomik, askeri ve siyasi zaferleri de başarıyla kazandı.

Bu süreçte şunu gördük ve inandık ki mücadele ettiğimiz her alanda Sütçü İmam inancını, Akif ruhunu kaybetmedikçe, başarı bizim yoldaşımız olacaktır.

Çünkü biz Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dediği gibi; “Geçmişle kıyas dahi yapılamayacak kalkınma seferberliği içindeyiz. Sadece ülkemize değil medeniyet coğrafyamızın tamamına huzur ve istikrar getirecek, dostlarımıza rahat bir nefes aldıracak Türkiye Yüzyılı’nın kilometre taşlarını döşemeye devam ediyoruz.”

All Articles