TOPLUMUN TEMELİ AİLE, ÜRETİMİN TEMELİ AİLE ŞİRKETLERİ


Nisan ayında İstanbul Ticaret Borsası, üyelerine yönelik bir eğitim gerçekleştirdi: “Adım Adım Aile Anayasası”… Aile şirketleri konusunda neredeyse çeyrek asırlık bir deneyimi olan, akademik çalışmalarını da bu konuda yapmış Dr. Yılmaz Sönmez tarafından verilen eğitime, Borsanın aile şirketlerinin birkaç kuşağının temsilcileri katıldı.

Yılmaz Hoca, kısaca şunları söyledi:

Nasıl ki aile içinde sorunlar olur, aile şirketlerinde de olur…

Hatta ortakları aile üyelerinden oluşmayan şirketlerden daha fazla ve kendine özgü sorunlar da yaşanabilir…

Bu sorunların çözülmesi, kültürümüzden kaynaklanan bazı nedenlerin de etkisiyle sanıldığından zordur…

Sorunları büyüten nedenlerin başında iletişim eksikliği ve ilişkilerin yazılı hükümlere bağlanmaması yatar…

Çözüm de sorunda saklı: İletişimi geliştirmek ve kuralları ayrıntılı biçimde yazılı olarak ifade etmek ve bu kurallara uymak…

Dr. Yılmaz Sönmez, bu süreçte şirket dışından bir uzmanın tahmin edilenden çok daha fazla yardımı olacağını belirterek, deneyimlerini ve çok ilginç örnekleri de İSTİB üyeleriyle paylaştı.

Aile şirketlerinin yönetiminde uygulanacak kararların yazılı olduğu metinler aile anayasası olarak tanımlanıyor.

Anayasanın en kısa tanımı toplumsal sözleşmedir. Toplumu oluşturan bireylerin, baskı gruplarının, inanç ve etnik gruplarının birbirleriyle ilişkilerinde asgari olarak mutabık kaldıkları kurallardan oluşur.

Uzun yaşayan anayasalar, ayrıntıya girmeyen, genel hükümleri içeren metinlerdir. Ama sonuçta değişirler. Çünkü toplumlar değişir, yeni üretim ilişkileri, demografik dönüşümler, ülke dışındaki gelişmeler bu değişimi kaçınılmaz kılar.

Şirket anayasaları da değişir, daha doğrusu canlıdır. Yeni kuşakların yönetime katılmaları, şirketin faaliyet alanlarındaki teknolojik gelişmeler, dünyadaki dönüşümler gibi sonsuz neden aile anayasalarının kurallarında değişimi gerekli kılar.

Ancak, bence aile şirketlerinin en önemli kırılma noktası, bir aile anayasası gerekliliğini idrak etmek ve yazmaya başlamaktır.

Sonra bu anayasanın kurallarına uymak ve gerektikçe değiştirmek aile şirketlerinin sağlığı için hayati önemdedir.

Aile anayasasını yazmaya başlamanın önündeki en büyük engel ise yazılı kuralların aile üyeleri tarafından güvensizlik olarak algılanabilmesidir.

Kırk yılı aşan iş hayatımda onlarca aile şirketi ile çalıştım. Birkaçını yakından tanıma fırsatı buldum. Tanıdığım ailelerin hepsinde şöyle bir algıya hep tanık oldum:

“Neden bazı kurallar yazalım ki? Birbirimize güvenmiyor muyuz? Sorun çıktığında konuşur hallederiz…”

Aslında bana tam tersi gibi gelmiştir.

Yani yazılı kuralları belirlemek ve onlara uymayı taahhüt etmemeyi güvensizlik olarak tanımlamak daha mantıklı diye düşünüyorum.

Bu algıyı aşan aileler, kuralları yazılı hale getirdiler ve gelişmelerini sürdürdüler.

Diğerleri ise bir kuşaklık başarılarını birkaç kuşak boyunca özlemle anmak ve suçu diğer aile fertlerine atıp vicdanen rahatladıkları sanal bir huzura sığınmayı seçtiler…

İsmail Şen