RESMİ TATİL VE HAFTA TATİLİNDE ÇALIŞMA VE SONUÇLARI


Giriş

İş hukukunda işçinin yalnızca çalışması değil, dinlenmesi de korunur. Bu nedenle hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günleri, işçinin dinlenme hakkının en önemli unsurları arasında yer alır. Bu günlerde çalıştırma, sıradan bir çalışma ilişkisi konusu olmayıp kanunun özel olarak düzenlediği istisnai bir durumdur. Türk iş hukukunda bu alanın temel dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu’nun 44, 45, 46 ve 47. maddeleridir. Buna ek olarak 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun ile İş Kanununa İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliği de uygulanır.

Uygulamada en çok tartışılan konular; tatil günlerinde çalıştırılan işçinin ne kadar ücret alacağı, bu ücretin nasıl hesaplanacağı ve işverenin bu kurallara aykırı davranmasının işçiye haklı fesih imkânı verip vermeyeceğidir. Özellikle ücretin eksik ödenmesi, işçi onayı alınmaksızın tatil günü çalıştırma yapılması ve bu uygulamanın süreklilik kazanması, iş sözleşmesinin işçi tarafından feshi açısından önem taşır.

Resmi tatil ve hafta tatilinde çalışmanın hukuki niteliği

Hafta tatili ile resmi tatil aynı değildir. Hafta tatili, işçiye yedi günlük süre içinde kesintisiz en az 24 saat dinlenme imkânı sağlayan bir haktır. Resmi tatil ve genel tatil günleri ise kanunla belirlenen özel günlerdir. Her iki durumda da esas olan, işçinin dinlenme hakkının korunmasıdır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 44. Maddesine göre, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışılıp çalışılmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmesi ile kararlaştırılabilir. Sözleşmede hüküm bulunmaması halinde bu günlerde çalışılması için işçinin onayı gerekir. Bu hüküm, işverenin tatil günlerinde tek taraflı olarak çalışma dayatmasını sınırlayan açık bir güvencedir.

4857 sayılı Kanun’un 45. maddesi ise işçi lehine saklı hakları düzenler. Hafta tatili, genel tatil ve ücretli izinlere ilişkin olarak işçi aleyhine hükümler konulamaz. Bu yönüyle iş hukukunda emredici koruma esastır.

Tatil günlerinde çalışılması halinde ücret hesabı

Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde ücret

4857 sayılı İş Kanunu’nun 47. Maddesine göre, işçi ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmazsa o günün ücretini tam olarak alır. İşçi bu günlerde çalışırsa, ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücret daha ödenir. Bu nedenle resmi tatil günü çalışması, işçi açısından ek bir ücret doğurur.

Pratikte bu hesap şu şekilde yapılır:

• İşçi tatil günü çalışmazsa: o günün ücreti tam ödenir.

• İşçi tatil günü çalışırsa: normal ücretine ek olarak bir günlük ücret daha ödenir.

Örneğin aylık brüt ücreti 30.000 TL olan bir işçi için günlük brüt ücret yaklaşık 1.000 TL’dir. İşçi resmi tatilde çalışmamışsa bu tutar zaten ücret içinde korunur. İşçi resmi tatilde çalışmışsa ayrıca 1.000 TL daha ödenir. Böylece o gün için toplam brüt karşılık yaklaşık 2.000 TL olur.

Hafta tatilinde ücret

4857 sayılı İş Kanunu’nun 46. Maddesi uyarınca, işçiye hafta tatili verildiğinde, çalışılmayan hafta tatili günü için bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücreti tam olarak ödenir. Hafta tatili yalnızca dinlenme hakkı değil, aynı zamanda ücret hakkı doğuran bir durumdur. İşçi hafta tatilinde çalışmazsa o günün ücretini alır. İşçi hafta tatilinde çalışırsa, dinlenme hakkı ihlal edildiğinden bu çalışmanın ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Hafta tatilinde çalışan işçi 2.5 günlük ücrete hak kazanacaktır. Örneğin, aylık brüt ücreti 30.000 TL olan bir işçi için günlük brüt ücret yaklaşık 1.000 TL’dir. İşçi hafta tatilinde çalışmamışsa bu tutar zaten ücret içinde korunur. İşçi hafta tatilinde çalışmışsa ayrıca 1.000 TL daha ödenir. Ayrıca bu çalışma haftalık 45 saati aşacağı için %50 zamlı olarak ödenmesi gerekecektir. Böylece o gün için toplam brüt karşılık yaklaşık 2.500 TL olur.

Ücretin doğru gösterilmesinin önemi

Tatil günlerinde yapılan çalışmaların bordroda doğru gösterilmesi gerekir. Bu çalışmaların yalnızca fazla mesai gibi kaydedilmesi, işçinin eksik ücret almasına yol açabilir. İşverenin puantaj, bordro ve vardiya kayıtlarını gerçeğe uygun tutması hem ücret uyuşmazlıklarının hem de olası fesih ihtilaflarının önüne geçer.

Bu çalışmaların işçi tarafından feshe etkisi

Resmi tatil ve hafta tatilinde çalışma, her durumda otomatik olarak fesih sebebi oluşturmaz. Ancak bu ihlallerin süreklilik kazanması, işçi onayı alınmada yapılması veya ücretin hiç ya da eksik ödenmesi halinde işçi açısından haklı fesih gündeme gelebilir. İşverenin işçiyi sürekli biçimde hafta tatilinde veya resmi tatilde çalıştırması, özellikle de bu uygulamayı sistematik hale getirmesi, işçinin dinlenme hakkını fiilen ortadan kaldırır. Aynı şekilde, tatil günü çalışmasının ücretinin ödenmemesi veya eksik ödenmesi, ücretin korunmasına ilişkin temel kurala aykırılık oluşturur. Bu durumlar, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesi kapsamında haklı nedenle fesih iddiasını güçlendirebilir.

İşçi onayı alınmadan resmi tatilde çalıştırma yapılması da ayrıca önemlidir. Kanunun açıkça onay aradığı durumda işçinin rızası olmaksızın çalıştırılması, işverenin yönetim yetkisinin sınırlarını aşar. Böyle bir durumda işçi, ihlalin ağırlığına göre sözleşmesini haklı nedenle feshedebilir. Ancak haklı fesih değerlendirmesi yapılırken ihlalin tek seferlik mi yoksa süreklilik arz eden bir uygulama mı olduğu ayrıca dikkate alınmalıdır.

Haklı fesih ile istifa birbirinden farklıdır. İşçinin işten ayrılması, tek başına haklı fesih anlamına gelmez. Haklı fesih için işverenin hukuka aykırı davranışının somut biçimde ortaya konulması gerekir. Bu nedenle işçi, bordro, puantaj, mesaj kayıtları ve tanık beyanları gibi delillerle ihlali desteklemelidir.

Telafi çalışması ile tatil günü çalışmasının farkı

İş Kanununa İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliği’nin 7. maddesi telafi çalışmasını düzenler. Zorunlu nedenlerle işin durması, işyerinin tatil edilmesi veya işçinin talebiyle izin verilmesi halinde telafi çalışması yapılabilir. Ancak yönetmelik açıkça telafi çalışmasının tatil günlerinde yaptırılamayacağını belirtir. Bu nedenle işverenin, resmi tatil veya hafta tatili çalışmasını “sonradan telafi” gerekçesiyle meşrulaştırması mümkün değildir. Telafi çalışması, tatil günlerinin korunmasını ortadan kaldıran bir kurum değil, sınırlı ve istisnai bir düzenlemedir.

Sonuç

Resmi tatil ve hafta tatilinde çalışma, iş hukukunda dinlenme hakkı ile ücret güvencesini bir arada koruyan özel bir alandır. 4857 sayılı İş Kanunu, bu günlerde çalışmayı istisna olarak kabul etmiş; sözleşme düzenlemesini veya işçi onayını aramış; çalışmanın ücretini ise ayrıca düzenlemiştir. Bu nedenle işverenin tatil günlerinde çalışma yaptırırken hukuki dayanağı, onay şartını ve ücret hesabını dikkatle gözetmesi gerekir.

İşçi açısından ise tatil günlerinde çalıştırılma, özellikle ücretin ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde ciddi bir hak ihlali oluşturabilir. Bu durum, somut olayın özelliklerine göre işçiye haklı fesih imkânı da sağlayabilir. Sonuç olarak, resmi tatil ve hafta tatilinde çalışma yalnızca bir bordro meselesi değil, aynı zamanda iş ilişkisinin devamını etkileyebilen ciddi bir iş hukuku konusudur.

Av. Prof. Dr. Ali Ekin